Çivril İlçesi idari bakımdan Denizli iline bağlıdır. Uşak iline bağlı Karahallı ve Sivaslı ilçesi, Afyon iline bağlı Dinar, Dazkırı, Sandıklı ilçeleri ve Denizli iline bağlı Çal ve Baklan ilçeleri ile çevrili kendi adıyla anılan ovanın üzerine kurulmuş isminin önüne “Yeşil” kelimesini de alarak anılan yeşillikler içinde son senelerde, Denizli ilinin ticari, sosyal, ekonomik ve ulaşım yönünden en fazla gelişme gösteren bir ilçesidir.
Çivril, Çivril – Denizli devlet karayolu ile, Denizli, Aydın, İzmir; Çivril – Uşak karayolu ile Uşak, Manisa, İzmir, Afyon,Ankara, Kütahya, İstanbul; Çivril-Dinar karayolu ile Dinar,Burdur,Isparta,Antalya illerine ulaşımını kolaylıkla sağlayan geniş ulaşım imkanlarına sahiptir.
İlçemiz 69 yerleşime sahiptir. Bunlardan 59 adedi köy ilçe merkezi hariç 9 adedi de kasabadır. Kasabalardan Gümüşsu ve Işıklı belediyelik oldukları gibi aynı zamanda bucak merkezi durumundadırlar. Kızılcasöğüt, Çıtak, Emirhisar, Gürpınar, Irgıllı, Kıralan ve Özdemirci Kasabalarında sadece belediye teşkilatı vardır. 2007 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine göre; ilçe merkezi nüfusu 14.618, köy ve kasabaların 46.683 olmak üzere toplam nüfusu 61.301 kişidir. 1499 km² lik yüzölçümlü Çivril ‘de ortalama nüfus yoğunluğu 40 kişidir. Alınan bu ortalama değer merkez ve ova köylerinde daha fazla, dağ köylerinde ise daha azdır. Bunun sebepleri yine geçim kaynakları ile sosyo-ekonomik faktörlerdir. Nüfusun %24’ ü ilçe merkezinde %76’ sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır.
01 Mart 2008 tarih ve 26803 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2008/9867 sayılı Sınır Tespit Kararı ile İlçe Merkezi ile birleşmiş olan Kızılcasöğüt Kasabası, İğdir ve Yeşilyaka Köylerinin tüzel kişilikleri fesh edilerek Çivril Belediyesi sınırları içine alınmıştır. Bu birleşmeden sonra İlçe Merkezinin nüfusu 20.079 olmuştur.

Çivril geniş ve verimli ovası nedeniyle tarihin her döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.
Çevrede yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, MÖ. 3000 yıllarına kadar uzanan geçmişte sırasıyla Hitit İmparatorluğuna bağlı Arzava Krallığı, Frigler, Lidyalılar, Selevki Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve 1119 yılına kadar Bizanslıların hakimiyeti görülmektedir. 1176 tarihinde yapılan Miryakefalon Savaşı ilçemiz sınırlarında meydana gelmiş olup bu savaştan sonra Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi kesinlik kazanmıştır.
İLÇEMİZİN ADI
İlçenin adı, Türklerin Anadolu’ya yerleştikleri günlerde yöreye gelen ordu birliklerinin bir başka yerde mola vermek üzere geriye döndürülmesi amacıyla verilen “ÇEVRİL” komutundan geldiği söylenmektedir. ÇİVRİL’İN İLÇE OLUŞU Çivril idari bakımdan, 1880 yıllarında Sandıklı (Afyon) kazasının Işıklı nahiyesine bağlı bir köy iken, 1892 yılında nahiye olmuş, 1910 - 1911 yıllarında da Afyon ili’ne bağlı kaza, 1925 yılında Denizli ili’ne bağlı ilçe olmuştur.
ÇİVRİL’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU
Çivril 1921 yılı Şubat ayının ilk haftası itibariyle Yunanlıların işgaline uğramıştır. Yunanlılar 9 gün Çivril'de kalmışlar, Türk Alayının Çivril'e gelmesiyle Yunanlılar Çivril’i boşaltmışlardır. 14 Nisan 1921'de ikinci kez Çivril Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. Yunanlılar, bu işgallerini 30 Ağustos 1922 tarihine kadar sürdürmüşlerdir . Yunanlıların Çivril'den kaçış tarihi, İlçede hem kurtuluş günü hem de Zafer bayramı olarak kutlanmaktadır.
Dini Yapılar
Ayakta kalmayı başarabilmiş bu yapıların tümü korunması gerekli kültür varlığı olarak tescillidir
 Dedeköy Camisi: Emirhisar Kasabasının girişinde bulunmakta olup ilçe merkezine 5 km. uzaklıktadır. Kitabesi bulunmayan caminin 13.yy. Beylikler döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.Yapısında çevrede bulunan pek çok antik malzemeden yararlanılmıştır. Tarihi kayıtlarda caminin yapıldığı bu yerin önce tapınak olduğu, sonra kiliseye dönüştürüldüğü, en sonunda da caminin yapıldığı bilinmektedir.Bu nedenle Dedeköy için dinlerin harman olduğu yer ifadesini kullanmak doğru olacaktır.
Bu yapı Dedeköy Camii Yaptırma ve Yaşatma Derneği öncülüğünde; Türkiye Diyanet Vakfı, Denizli Valiliği İl Özel İdaresi, Çivril Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı ve Çivril'li hayırsever vatandaşların katkılarıyla 2005 yılında restore edilerek yeniden ibadete açılmıştır.
Savran Camisi: Savran Köyümüzdeki bu cami, Selçuklular dönemine ait olup, Türk süsleme sanatının güzel örneklerini görmekteyiz. Kerpiç yapı olan bu camimiz büyük hasar görmüştür. Bu yapıda Pamukkale Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği ile restorasyon çalışmaları başlatılmış ve devam etmektedir.
Bayat Camii: Bayat Köyümüzdeki bu camii taş yapıdadır.
Beycesultan Türbesi: Menteş köyü sınırları içerisinde Beycehöyük üzerinde olup, 13. yüzyılda beylikler dönemine ait devşirme malzeme ile yapılmıştır.İlçe merkezine 5.km mesafededir.
1953-1959 Yılları arasında Prof. Seton Loyd ve Prof. James Melleart tarafından sondaj biçimi kazı yapılmış ve 49 kat kesintisiz yerleşim tespit edilmiştir.Yapılan kazı sonucu, M.Ö. 5000 yılından başlayıp günümüze kadar süren 7000 yıllık bir yaşantının olduğu görülmüştür.
Kazı sonucu elde edilen eserlerden bu bölgenin tarım ve hayvancılıkla uğraştığı, bakır madeninin kullanılmaya başlandığı, muhtemelen Arzava Krallığına ait iki katlı çok odalı saray kalıntısının bulunduğu, Batı Anadolu'da ilk kez görülen dikdörtgen planlı(megaron) konutların yapıldığı bitişik bir tapınağın bulunduğu tespit edilmiştir. Kazılardan çıkartılan eserlerin büyük bir bölümü İngiltere'deki "British Museum"da, Ankara "Anadolu Medeniyetleri Müzesinde" çok az bir kısmının ise "Pamukkale Arkeoloji Müzesinde" sergilenmektedir
Habibacem Türbesi: Çivril Höyüğü ve ilçe mezarlığı üzerinde olup 13. yüzyılda yaşamış Habil Acem’e aittir. Türbe taş yapıdadır.
Anadolu'ya gelen Horasan Erenlerine mensup Habib-i Acem (Habib Hacı), Türkmen Boyları ile birlikte Batı Anadolu'nun fethine katılmış başarılı olması neticesinde Germiyan Beyleri tarafından Çivril yöresinde belirli bir arazi kendisine tahsis edilmiştir.Beycesultan ile birlikte yöreye yerleşen Türkmen aşiretlerine önderlik eden Habib, onlara çiftçiliği ve tarımı öğretmiş, emrindeki topluluğun köyler halinde örgütlenmelerine de önayak olmuştur. XIV.Asrın ortalarında vefat ettiği tahmin edilen Habib-i Acem Anadolu'yu Türkleştiren Kolonizatör Türk Dervişlerindendir.
Sosyal ve Askeri Yapılar
Sosyal Yapılar :
Eski Hükümet Konağı: İki katlı, dışarısı taş, içerisi bağdadi olan bir yapıdır. İlk önce 1914 yılında hastane olarak yapılmıştır. Korunması Gerekli Kültür Varlığı olarak tescilli Eski Hükümet Konağı Kültür Bakanlığına tahsislidir. Müze olması kararlaştırılan bina, Ören yeri gelirlerinden restore edilmektedir. Müze açıldığında daha önce ilçemizdeki Beyce Höyüğünde yapılan kazılarda çıkan Anadolu Medeniyetleri ve Pamukkale Arkeoloji müzelerinde sergilenen 800 parça eser burada sergilenecektir. Bunun yanında müze çalışmalarına esas olmak üzere ilçenin çok çeşitli yerlerine serpilmiş 40 adet antik taşlar binanın bahçesinde toplanmış ve sergilenmektedir. Müzenin çerisine etnoğrafik, bahçesine ise arkeolojik eserler konulacaktır.
Ak Köprü: Çıtak Kasabası sınırları içerisinde Büyük Menderes nehri üzerindedir.
Gar Binası ve Ek Tesisleri: 1890 yılında İngilizler tarafından yapılan demiryolu tesisleridir. Buharlı lokomotif 1988 yılında işletmeden kaldırılmıştır. Binalar Kompleksli Korunması Gerekli Kültür Varlıkları olarak tescil edilmiştir. Alanda ve binalarda sosyal amaçlı tesisler faaliyet göstermektedir.
Hamam: Işıklı Kasabası sınırları içerisinde ayakta kalmayı başarmış bu iki hamam Selçuklu dönemine aittir.
Su Dağıtım Terazisi: Işıklı Kasabası sınırları içerisindeki, Akgöz pınarlının hemen önünde yer alan bu yapıda Selçuklular döneminden kala bir taş yapıdır.
Baltaoğlu Konağı: İğdir Köyündeki iki katlı kerpiçten yapılmış bu bina Türk mimarisinin güzel bir örneğini teşkil etmektedir. Konak, Kültür ve Tabiat varlıkları İzmir II. Numaralı Bölge Kurulunca 07.12.2001 tarihinde tescil edilmiştir.
Askeri Yapılar :
Sablion Kalesi: Gümüşsu Kasabası sınırları içerisindeki tarihi kalıntı.
Roma Dönemine Ait Kale Yıkığı: Irgıllı Kasabasının 3 km. güneyinde bulunan Roma dönemine ait bir kale yıkığı.
Arabalı Süvari Kabartması: Sundurlu-Bayat Köyü sınırları içerisinde bulunan ana kayaya yontulmuş tarihsel bir anıt. Rus dönemine ait bu anıtın büyük bir kısmı tahrip edilmiştir.
Ahmetçik Mesire Alanı
Gümüşsu Şelalesi
Gürpınar Mesireliği

Işıklı Gölü
|